Ben ülkücü bir ailede yetiştim. Çocukluğumdan itibaren Türk milliyetçiliğinin, ülkücü hareketin ve dava şuurunun içinde büyüdüm. Bu aidiyet benim için sadece siyasi bir tercih değil, aynı zamanda bir yaşam kültürüdür.
Bu nedenle çocuklarıma isim verirken bile bu değerlere uygun hareket ettim. Bir oğlumun adını Devlet Kağan, diğer oğlumun adını Alparslan koydum. Çünkü isimler sadece birer hitap şekli değildir; aynı zamanda inancı, kültürü ve geleceğe bırakılmak istenen mirası temsil eder.
İşte tam da bu sebeple, Milliyetçi Hareket Partisi’nin Kocaeli teşkilatında yaşanan sürekli il başkanı değişikliklerini sıradan bir gelişme olarak göremiyorum.
Bir siyasi partide görev değişiklikleri olabilir. Ancak Kocaeli’de yaşanan durum artık normal sınırların çok ötesine geçmiş durumda. Neredeyse her yıl birkaç kez il başkanı değişiyor. Daha bir başkan teşkilatını toparlamadan, çalışma planını oluşturmadan yeni bir değişim kararı geliyor.
Bu tablo sadece teşkilatları değil, partiye gönül vermiş insanları da rahatsız ediyor.
Çünkü ülkücü hareketin temelinde disiplin, istikrar ve kurumsal bağlılık vardır. Sürekli değişim ise ister istemez soru işaretleri doğuruyor.
Kocaeli gibi Türkiye’nin en önemli şehirlerinden birinde MHP’nin sürekli il başkanı değişikliğiyle gündeme gelmesi, parti adına da teşkilat adına da olumlu bir görüntü oluşturmuyor.
Üstelik bu durum yalnızca teşkilat mensuplarını etkilemiyor. Kocaeli’nin siyasi ve bürokratik protokolü de her yeni il başkanıyla yeniden tanışmak, yeniden ziyaretler yapmak ve yeniden ilişki kurmak zorunda kalıyor. Kurumsal devamlılık açısından bu durumun sağlıklı olduğu söylenemez.
Burada artık açıkça sorulması gereken bir soru var,
Kocaeli’de bu kadar sık il başkanı değişmesine neden olan asıl sorun nedir?
Sorun kişilerdeyse neden çözülemiyor? Sorun başka bir yerdeyse neden Kocaeli teşkilatı sürekli bunun bedelini ödüyor?
Genel merkez adına Kocaeli’den sorumlu olanların da bu tabloyu dikkatle değerlendirmesi gerekiyor. Çünkü teşkilatlar sürekli değişimlerle değil, istikrarla büyür.
Yarın seçim meydanlarına çıkıldığında seçmene ne anlatılacak?
İstikrar mı?
Kurumsallık mı?
Güven mi?
Bu kavramların seçmende karşılık bulabilmesi için önce teşkilatların kendi içinde bu görüntüyü vermesi gerekir.
Kocaeli’deki ülkücüler artık yeni isimlerin açıklanmasını değil, kalıcı bir teşkilat düzeninin kurulmasını istiyor. Çünkü bu davaya gönül veren insanlar makamların değil, hareketin güçlenmesini önemsiyor.
Ben de bir ülkücü olarak, çocuklarına dahi bu davanın izlerini taşıyan isimler vermiş bir baba olarak, Kocaeli teşkilatında yaşanan bu istikrarsızlığın sona ermesini temenni ediyorum.
Çünkü mesele kişiler değil, davanın itibarıdır.








