Siyasette istikrar, en az ideoloji kadar belirleyicidir. Hele ki köklü bir geçmişe ve güçlü bir tabana sahip olan Milliyetçi Hareket Partisi gibi partiler için bu durum daha da hayati bir anlam taşır. Ancak son dönemde Kocaeli teşkilatında yaşanan gelişmeler, bu istikrarın ciddi şekilde zedelendiğini gösteriyor.
Kocaeli’de sık sık değişen il başkanları ve her yeni yönetimin beraberinde getirdiği kadro değişiklikleri artık yalnızca parti içi bir mesele olmaktan çıkmış, kamuoyunda da tartışılır hale gelmiştir. Özellikle son yaşanan olayda, Gebze ilçe başkanının görevden alındığını basından öğrenmesi, teşkilat içi iletişimin ne kadar zayıfladığını gözler önüne sermektedir. Bu durum, sadece bireysel bir kırgınlık değil, aynı zamanda kurumsal ciddiyet açısından da ciddi bir sorun olarak değerlendirilmelidir.
Bir dönem Kocaeli’de uzun yıllar görev yapan Aydın Ünlü, teşkilat içinde sağladığı denge ve süreklilikle dikkat çekmişti. Onun ardından gelen süreçte ise adeta bir istikrarsızlık döngüsü başladı. Sürekli değişen yönetimler, beraberinde gruplaşmaları da artırdı. Bu da doğal olarak teşkilatın enerjisini sahaya değil, iç mücadelelere yönlendiriyor.
Oysa siyaset, özellikle yerel düzeyde, emek ve gönül işiyle yürür. İlçe başkanlarının ve teşkilat mensuplarının verdiği emeklerin bir kalemde silinmesi, sadece bireyleri değil, onların temsil ettiği seçmen tabanını da küstürür. Küskünlük ise siyasetin en büyük kayıplarından biridir.
Bugün gelinen noktada asıl sorulması gereken soru şudur, bu değişimlerin amacı nedir?
Daha güçlü bir teşkilat yapısı mı, yoksa kişisel ekiplerin güçlendirilmesi mi? Eğer ikinci seçenek ağır basıyorsa, bunun uzun vadede partiye zarar vereceği açıktır.
Kocaeli gibi sanayi ve nüfus açısından stratejik öneme sahip bir şehirde, Milliyetçi Hareket Partisi’nin oy potansiyelini koruması ve artırması gerekirken, yaşanan bu iç çekişmeler tam tersine bir etki yaratıyor. Seçmen, istikrarsızlıktan hoşlanmaz, güven duymadığı yapıya yönelmez.
Genel merkezin bu tabloyu görmezden gelmemesi gerekir. Teşkilatların bir “deneme tahtası” gibi sürekli değiştirildiği bir yapı, ne partiye ne de davaya hizmet eder. Aksine, yılların emeğini bir anda yok edebilir.
Sonuç olarak, Kocaeli’de yaşananlar yalnızca yerel bir sorun değil, partinin genel algısını da etkileyebilecek bir sürecin parçasıdır.
Eğer bu gidişata dur denmezse, sadece teşkilatlar değil, sandıktaki sonuçlar da bu durumdan nasibini alacaktır.
Siyaset, ciddiyet ister. Emek ister. En önemlisi de vefa ister. Bunların eksik olduğu bir yapının kalıcı başarı yakalaması ise mümkün değildir.








