Son aylarda arabası olan, nakliyecilik yapan, kısacası kontağı çeviren herkesin ortak bir sabah rutini var: Telefonu açıp "Bugün benzine zam mı var, indirim mi?" diye bakmak. Ancak öyle bir noktaya geldik ki, tabelaları takip etmek adeta bir pinpon maçını izlemek gibi oldu. Bir gün indirim müjdesiyle seviniyoruz, ertesi gece yarısı gelen zam haberiyle sarsılıyoruz. Araç sahiplerinin psikolojisi de bütçesi de bu fiyat dengesizliği karşısında kelimenin tam anlamıyla yoruldu.
Bakın, çok uzağa gitmeyelim. Daha haziran ayının ilk günlerinde benzine 1,38 TL indirim yapıldı, ertesi gün 47 kuruş zam geldi. Şimdi ise kulislerde benzine 2,10 TL’lik dev bir indirim dalgası konuşuluyor. Normal şartlarda bu haberi duyan bir sürücünün sevinçten havalara uçması gerekir, değil mi? Ama uçamıyoruz. Çünkü devreye öyle bir formül giriyor ki, dağ fare doğuruyor: Eşel Mobil Sistemi.
İndirimin Aslan Payı Nereye Gidiyor?
Sistem kağıt üzerinde çok mantıklı görünebilir. Hükümet, küresel piyasalardaki (özellikle Orta Doğu'daki gerilimler ve brent petrol dalgalanmaları nedeniyle) ani fiyat şokları vatandaşa yansımasın diye bu sistemi uyguluyor. Fiyatlar çok yükseldiğinde devlet kendi alacağı Özel Tüketim Vergisi’nden (ÖTV) feragat ediyor, zamları göğüslüyor.
Ama madalyonun bir de ters yüzü var. Petrol fiyatları dünyada düşmeye başladığında ve pompaya indirim yansıması gerektiğinde, devlet daha önce feragat ettiği o ÖTV payını geri toplamak için indirimin önünü kesiyor.
İşte tam da bu yüzden, benzinde beklenen 2,10 TL’lik o dev indirimin neredeyse 4'te 3'ü vergiye gidiyor da, bizim depomuza sadece 53 kuruşu kalıyor. Küresel piyasada fiyatlar düşerken biz yine 63-64 lira bandındaki benzini tüketmeye devam ediyoruz.
Sürücü Mühendis Oldu, Esnaf Ne Yapsın?
Bugün İstanbul’da, Ankara’da ya da bizim Kocaeli’mizde benzin istasyonuna giden bir vatandaş artık sadece yakıt almıyor; CIF Akdeniz ürün fiyatlarını hesaplıyor, dolar kurunu takip ediyor, eşel mobil sınırlarını ezbere biliyor. Akaryakıt fiyatı hesaplamaktan vatandaşın kendisi rafineri mühendisine döndü!
Bu dengesizlik sadece bireysel araç sahiplerini de vurmuyor. Kocaeli bir sanayi, lojistik ve üretim kenti. Bugün Gebze’den, İzmit’ten yola çıkan bir nakliyeci, lojistik firması ya da küçük bir KOBİ, yarın sabah nakliye maliyetinin ne olacağını kestiremiyor. Akaryakıttaki bu öngörülemezlik, iğneden ipliğe her ürünün nakliye maliyetine, dolayısıyla da raflardaki etiketlere çarpan etkisiyle yansıyor.
Bu Tabela Ne Zaman Durulacak?
Hükümetin dezenflasyon sürecini desteklemek ve enflasyonun keskin yükselişini engellemek adına bu sistemi bir kalkan olarak kullandığı sır değil. Evet, eşel mobil olmasaydı belki geçmiş aylarda çok daha fahiş rakamları görecektik.
Ancak vatandaşın ve esnafın artık duymak istediği şey "Eşel mobil olmasa fiyat şuydu" tesellisi değil. Sektörün ve halkın ihtiyacı olan tek şey var: Öngörülebilirlik. Dünyada petrol fiyatları düşerken, indirimlerin ÖTV barajlarına takılmadan doğrudan vatandaşa nefes aldırması gerekiyor.
Aksi takdirde biz daha çok gece yarısı tabelalarına bakıp, "Bu gece depoyu doldursak mı, yoksa yarına indirim mi var?" kumarını oynamaya devam ederiz.
Tabelaların artık yukarı doğru değil, gerçekten ve kalıcı olarak aşağı doğru değiştiği günlerde görüşmek dileğiyle...








