Takvimler haziranı gösterirken, o çok özlediğimiz yaz sıcakları da kapımızı çaldı. Kocaeli’nin o kendine has nemli havası, sıcaklıkla birleşince kendimizi gün içinde her zamankinden daha yorgun, halsiz ve hatta zaman zaman baş ağrılarıyla boğuşurken bulabiliyoruz. Genelde bu durumu yoğun iş temposuna ya da uykusuzluğa bağlasak da aslında arkasındaki asıl suçlu çok daha sinsi bir düşman: Gizli Dehidrasyon, yani vücudun susuz kalması!
Birçoğumuz gün içinde susuzluk hissetmediğimiz için yeterli sıvı aldığımızı düşünüyoruz. Ancak unuttuğumuz çok kritik bir gerçek var; beynimiz "susuzluk" sinyalini gönderdiğinde, vücudumuz zaten çoktan alarm vermeye başlamış ve dehidrasyona girmiştir. Hele ki bu sıcaklarda terle kaybettiğimiz su ve mineral miktarını düşündüğümüzde, tehlike sandığımızdan çok daha yakın.
Peki, gün içinde elimizden düşürmediğimiz o içecekler gerçekten bizi hidre ediyor, yani vücudumuza su sağlıyor mu? Gelin, doğru bilinen yanlışlara ve bu yazı sağlıkla geçirmek için yapmamız gerekenlere birlikte bakalım.
Çay ve Kahve Su Yerine Geçer Mi?
Ofislerde, dükkanlarda, evlerde en çok duyduğum cümle şu: "Alin Hanım, ben günde 10 bardak çay, 3 bardak kahve içiyorum, suya yer kalmıyor ki!" İşte en büyük yanılgımız tam olarak burada başlıyor.
Çay ve kahve, içerdikleri kafein nedeniyle "diüretik" etkiye sahiptir. Yani vücuda su kazandırmak bir yana, mevcut suyun da idrar yoluyla dışarı atılmasına neden olurlar. Dolayısıyla içtiğiniz her bir fincan kahve veya büyük bir bardak çay için, vücudunuza ekstra bir bardak su borçlanıyorsunuz demektir. Yazın sıvı ihtiyacını çay-kahve ile karşılamaya çalışmak, vücudu bilerek susuz bırakmaktır.
Ödem Mi Yağ Mı? Bedeniniz Sizi Korumaya Çalışıyor
Yaz aylarında tartıda aniden yükselen rakamlar ya da aynaya baktığınızda hissettiğiniz o şişkinlik hissi çoğunlukla yağ değil, ödemdir. İlginçtir ki, vücut az su aldığında bir nevi "kıtlık psikolojisine" girer. "Bana su gelmiyor, o zaman elimdekini sıkı sıkı tutmalıyım" diyerek hücreler arası sıvıyı hapseder ve ödem oluşturur. Yani ödemden kurtulmanın yolu, idrar sökücü ilaçlara sarılmak değil, aksine su tüketimini artırmaktır. Temiz su içtikçe, vücudunuz o tuttuğu fazla suyu güvenle serbest bırakacaktır.
Alin Ganik’ten Yaza Özel "Ferahlık" Reçeteleri
Pekala, suyu tek başına içmekte zorlananlar veya gün içinde sağlıklı bir serinlik arayanlar ne yapmalı? İşte bizzat kendi hayatımda da uyguladığım, metabolizmanızı hızlandırırken vücudunuzun mineral dengesini koruyacak birkaç küçük tüyo:
Metabolizma Hızlandırıcı Detoks Suyu: 1,5 litre suyun içerisine yarım limon, 1 adet salatalık dilimleri, birkaç dal taze nane ve 1 çubuk tarçın atın. Sabaha kadar buzdolabında bekletin ve gün boyu tüketin. Hem tatlı krizlerinizi önleyecek hem de su içmeyi keyifli hale getirecektir.
Doğal Maden Suyu Mucizesi: Terle sadece su kaybetmeyiz, sodyum ve potasyum gibi hayati mineralleri de kaybederiz. Günde 1 veya 2 şişe (tansiyon probleminiz yoksa) doğal maden suyu içmek, bu mineral kaybını hızla dengeler ve yaz halsizliğinin önüne geçer. İçine sıkacağınız birkaç damla limon ile harika bir asitli içecek alternatifi yaratabilirsiniz.
Ev Yapımı Şekersiz Soğuk Çay: Demlediğiniz yeşil çayı soğutun. İçerisine bol buz, çilek dilimleri ve taze nane ekleyin. Hem antioksidan deposu hem de sıfır kalori!
Hedefimiz Ne Olmalı?
Yaz boyunca her gün kilonuz başına yaklaşık 35 ml su tüketmeyi hedefleyin. Yani 70 kilo olan bir bireyin yaz aylarında en az 2,5 litre temiz su tüketmesi gerekiyor.
Unutmayın; sağlık, tepeden tırnağa doğru bir hidrasyonla başlar. Cildinizin ışıldaması, sindirim sisteminizin tıkır tıkır çalışması ve gün boyu enerjik kalmanız, o masanın üzerindeki su bardağına ne kadar sıklıkla uzandığınızla doğrudan bağlantılıdır.
Bu yaz kendinize bir iyilik yapın: Çay bardağını biraz kenara koyun ve su şişenizle dost olun.
Sağlıklı, bol sulu ve enerjik bir yaz geçirmeniz dileğiyle...








