Gebze’de yaşanan son fırtına, doğanın gücünden çok yıllardır görmezden gelinen bir ihmali gözler önüne serdi. Şiddetli rüzgârla birlikte yüzlerce binanın çatısı yerinden söküldü, metal ve sac parçaları sokaklara savruldu. Park halindeki yüzlerce araç zarar gördü, şans eseri can kaybı yaşanmadı. Ancak bu tabloyu yalnızca “doğal afet” diyerek geçiştirmek, gerçeği örtmek olur.
Yıkılan çatılarla ilgili ortaya atılan iddia son derece çarpıcı: Çatıların yaklaşık yüzde 90’ının kaçak olduğu söyleniyor. Eğer bu doğruysa, asıl fırtına doğada değil, denetimsizlikte kopmuştur. Kaçak yapılan, mühendislik hesabı olmayan, malzeme kalitesi tartışmalı bu yapılar yıllardır göz göre göre duruyordu. Peki kimse görmedi mi? Elbette gördü.
Belediye ekiplerinin bu tür yapılara çoğu zaman yalnızca ceza kesip geçmesi, sorunu çözmek bir yana daha da büyütüyor. Ceza yazıldıktan sonra denetim yapılmıyor, çatının güçlendirilip güçlendirilmediği kontrol edilmiyor. Kağıt üzerinde işlem tamam, sahada ise risk aynen duruyor. Ta ki bir fırtına çıkana kadar.
Bugün zarar gören araçların bedeli konuşuluyor, sigorta tartışmaları yapılıyor. Peki ya yarın? Ya o çatılar bir aracın değil, bir insanın üzerine düşseydi? Bu sorunun cevabını kimse vermek istemiyor ama sorumluluktan kaçmak da mümkün değil.
Bu mesele yalnızca Gebze’nin sorunu değil. Kocaeli genelinde benzer kaçak ve sağlıksız çatıların olduğu biliniyor. Tüm belediyeler için bu fırtına ciddi bir uyarı niteliği taşıyor. “Bir şey olmadı” anlayışıyla hareket edilirse, bir sonraki fırtına çok daha ağır sonuçlar doğurabilir.
Artık cezayla geçiştirilen denetimler yeterli değil. Belediyelerin, kaçak ve sağlıksız çatılarla ilgili detaylı ve sürekliliği olan bir denetim süreci başlatması gerekiyor. Güçlendirilmesi mümkün olmayan, açıkça tehlike arz eden yapıların ise gerekirse yıkılması şart. Bu sert bir karar gibi görünebilir ama kamusal güvenlik bundan daha yumuşak bir yaklaşımı kaldırmıyor.
Doğa olaylarını engelleyemeyiz ama ihmali engellemek bizim elimizde. Fırtına geçti, hasar onarılır. Asıl mesele, bir sonraki fırtınaya aynı ihmalle yakalanmamak. Çünkü bu kez şanslı olmayabiliriz.







