Sevgili kardeşlerim, Allahû Tealâ insanı sosyal bir mahlûk olarak yaratmış. Bir toplum içinde yaşıyoruz ve bu toplumun temel yapı taşı ailedir. Aile, mukaddes yapısı itibariyle çocukların beşiklerini ifade eder. Çocuklar var olacaktır ki gelecek var olsun. Hepimiz netice itibariyle geçmişten geleceğe uzanan birer köprüyüz. Bizden sonraki çocuklarımız da geleceğe açılan yeni köprüler oluşturacaklar, onların çocukları da öyle. Allahû Tealâ’nın emrettiği dizaynda, aile yapısı içerisinde büyüğün küçüğü sevmesi ve koruması, küçüğün büyüğü sevmesi ve ona itaat etmesi söz konusudur. Eşlerin birbirine karşı anlayışla davranması, mutlaka karşı tarafa olan sevginin belirtilmesi, aile fertlerinin her birine ayrı ayrı ilgi gösterilmesi söz konusudur.
Günümüz aile yapısına baktığımız zaman anne babalar çocuklarını dünyaya göre yetiştirmek istiyorlar. Ama en çok yakınanlar da anne babalar oluyor. Çocuklarınıza bırakacağınız en güzel miras, Allah ve Resûl sevgisidir. Onlara Allah ve Resûl sevgisini aşılayın ki Allah’ın gözlükleriyle hayata baksınlar. Anne babalar Allah’ın dediklerini yaparlarsa, emirlere itaat ederlerse çocuklar da anne babalarına itaat ederler. Kalpten Allah’a ulaşmayı dilemeniz ve onları Allah’a bağlamanız lâzım. O zaman bu dünya bir cennet olur.
Kur’ân öyle bir mucize ki, insanları huzursuzluktan kurtaran öyle bir kaynak ki; tarifi gayrı mümkünsüz. Unutmayın, Kur’ân-ı Kerim bir mutluluk davetiyesidir; bütün insanlığa ve size de. Hani şu anda “Acaba bu dünyada benden daha mutsuz, benden daha huzursuz, benden daha sıkıntılı bir insan var mı?” diye düşünen size de. Etrafındaki insanlar zarara uğramış olan, bir çözüm yolunun olmadığını zanneden, herkesin kendisine düşman olduğu kanısında olan, dünyanın en mutsuz insanı olduğunu düşünen size de Allahû Tealâ sadece mutlu olmanız için Kur’ân-ı Kerim’i indirdi. Ama siz gözlerinizi Allah’a değil, kalbinizi Allah’a değil, dünya işlerinin sadece sizi üzen kesimlerine çevirdiniz. Her olayın bir çözümü var. Sadece Allah’a sığınanlar, çözümleri gece gündüz Allah’a yalvararak dileyenler elde eder. Müracaatınız da bir dilek; Allaha ulaşmayı dilediğiniz anda Allahû Tealâ bütün kapıları açıyor.
Ve Allahû Teala açıkça diyor ki: “Bana ulaşmayı dileyin.”
Rûm-31: “O’na (Allah’a) yönelin (Allah’a ulaşmayı dileyin) ve O'na karşı takva sahibi olun…” Kalbinize bu dileği ekeceksiniz. Siz Allah’a ulaşmayı dilemediğiniz zaman; Yûnus-7 ve 8 e göre dünya hayatından razı oluyorsunuz.
Yûnus-7-8: “Muhakkak ki onlar, Bize ulaşmayı (hayatta iken ruhlarını Allah’a ulaştırmayı) dilemezler. Dünya hayatından razı olmuşlardır ve onunla doyuma ulaşmışlardır ve onlar âyetlerimizden gâfil olanlardır. İşte onların kazandıkları (dereceler) gereğince varacakları yer ateştir (cehennemdir).”
Dünya hayatından razı olan insanlar dünya ile mutlu olabilir mi? Peygamber Efendimiz (S.A.V) şöyle buyuruyor: “Her kötülüğün başı dünya sevgisidir.” (İhya-u ulumi’ddin, Gazali, C.3 S.454.) İnsanı mutlu eden dünya değil, Allah’tır. O zaman dünya size teklif edildiği zaman “ben Rabbimi diliyorum” diyeceksiniz. İşte Mahmud Hüdâyi Hazretleri diyor ki: “Ehli dünya dünyada, ehli ukba ukbada, her biri bir sevdada, Bana Allah’ım gerek.”
Ahzâb Suresinin 72. âyetinde Allahû Tealâ insanoğluna hitap ettiği zaman diyor ki: “Muhakkak ki Biz, emaneti, göklere, arza ve dağlara arz ettik (sunduk, teklif ettik). Onu yüklenmekten çekindiler ve ondan korktular. Ve insan onu yüklendi. Muhakkak ki o (nefs), çok zalimdir, çok cahildir.”
Allah bize bu emaneti (ruhu) verirken, zalim ve cahil demekle de nefsimize işaret ediyor. Cahil ve zalim olan bir nefsimiz var. Herkesin nefsinde başlangıçta 19 tane hastalık var. O zaman nefs hastalıklarının doktoruna gitmemiz lâzım. Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî diyor ki: “Bütün peygamberler nefs hastalıklarının doktorlarıdır.” Bir Allah dostuna sormuşlar; “Sen ne işle meşgulsün?” “Biz çözer, biz bağlarız.” demiş. “Yani insanın şeytanla olan bağlarını çözer Allah’la olan bağlarını bağlarız.” diyor.
Şeytan ne yapıyor? İnsanı şerre davet ediyor: İbrâhîm-22: “…sadece sizi davet ettim. Böylece siz bana icabet ettiniz. Beni kınamayın, kendi nefsinizi kınayın.”
Allahû Tealâ da Kendi Zat’ına davet ediyor: Yûnus -25: “Ve Allah, teslim (selâm) yurduna davet eder ve (teslim yurduna, Zat'ına ulaştırmayı) dilediği kimseyi, Sıratı Mustakîm'e ulaştırır.”
Mâide-35’te: “… Allah’a ulaştıracak vesileyi isteyin.” buyruluyor.
Muzzemmil-8’de ise zikrederek Allah’a ulaşmamız emrediliyor: “Rabbinin ismiyle zikret ve her şeyden kesilerek O’na ulaş.”
Kalben ulaşmayı dileyeceksiniz, diledikten sonra Allah sizi bir vesileye, Resûlullah’ın bir varisine ulaştıracak ve zikrederek mutlu bir insan olacaksınız. İnsanı Allah’a en fazla Allah’a yaklaştıran vasıta, zikirdir. Zikir, ibadetlerin sultanıdır, Ankebût Suresinin 45. âyet-i kerimesinde “ve le zikrullahi ekber: Muhakkak ki Allah’ı zikretmek en büyüktür.” buyruluyor. Dışımızdaki şartlar ne olursa olsun, kesinlikle bizi en üst seviyede huzurlu kılan ibadet, asıl hedefe ulaştıran vasıta, zikirdir. Zikir, en büyük silahınızdır.
Eşleriyle tartışan, aile fertleriyle problemler yaşayan, geçimsizlikleri olan kardeşlerime diyorum ki; size hakaret etmeye başlanıldığında onlara cevap vermeyin, zikre başlayın; Allah deyin, Allah deyin, Allah deyin; yani “ben haklıyım sen haksızsın” şeklinde bir savunmaya girmek yerine o kavga esnasında siz Allah ile bile olun. O bir durulacak, bitecek, ondan sonra da gidin ona deyin ki; “Ben seni çok seviyorum, senin için ne yapabilirim?” deyin. Bunu söylediğinizde mutlulukları siz yaşayacaksınız. İnsanların baş düşmanı iblis, türlü tuzaklar kuruyor. Herkes kendi dışındaki insanların değişmesini istiyor. Bütün şikâyet edenlerin şikâyetinin arkasında “o değişsin, benim istediğim gibi olsun” düşüncesi var. “O değişsin, ben sonra değişirim.” Allahû Tealâ ise “sen değiş, ben onları değiştiririm.” diyor. Kendisini değiştirmek isteyen kişinin görevi, başkalarından yana olmak. Bunun için ne lâzım? Allah’a ulaşmayı dilemeniz lâzım. Etrafınızdaki insanlardan yana olmanız lâzım; yani onları sevmeniz ve haklı taraflarını araştırmanız. Seven sevdiğini mutlu eder, seven sevdiğinin hatasını görmez. Seven sevdiğinin kusurunu bağışlar.
Etrafınızdaki herkes aslında sizin için bir mutluluk kapısıdır. İsterseniz deneyin; mutluluk verdiğiniz kadar mutlu olacaksınız.
Hepinizin Allah’a ulaşmayı dileyerek sonsuz mutluluklara ulaşmasını Efendimizin himmetiyle Yüce Rabbimizden diliyoruz. Hepinizi çok seviyoruz.
Allah hepinizden razı olsun.
DR. ABDULCABBAR BORAN








Biz değişmediğimiz sürece hiçbir şey değişmez. Gerçek değişim, kalpten Allah’a ulaşmayı dilemekle başlar. Bu dileği samimiyetle yaptığınızda dünyanın yaşanmaya değer bir yer olduğunu bizzat göreceksiniz. Hayatı değişmiş biri olarak bunu gönülden herkese tavsiye ediyorum.