banner114

'Kıdem tazminatı işçinin son güvencesidir'

İşçi sınıfının elinde kalan son kazanımlardan birisi olan kıdem tazminatı hakkı, hükümet tarafından bir kez daha tartışma konusu yapılmakta ve gündeme getirilmektedir. Kriz koşulları giderek ağırlaşırken, kıdem tazminatı hakkı tasfiye edilmek istenmekte ve krizin faturası emekçilere çıkarılmaktadır.

'Kıdem tazminatı işçinin son güvencesidir'

Sermaye için işçilik maliyetlerini düşürülmesi ve ekonomiye yeni fon sağlanması amacıyla
gündeme getirilen bu düzenleme, kriz fırsatçılığından başka anlama gelmez. Ancak burada hesap
hatası yapılmaktadır, ne sendikalar ne de emekçiler kıdem tazminatını kriz fırsatçılığı ile elinden
alınmasına izin vermez!

 

Kıdem tazminatı bizim kırmızı çizgimizdir..!


Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak geçen hafta açıkladığı programda, kıdem tazminatının
bireysel emeklilik sistemi (BES) ile entegre edileceğini ve bu doğrultuda kıdem tazminatı reformu
gerçekleştirileceğini belirtmiştir. Buna göre, kıdem tazminatında fon hesabına geçilmesi
planlanmaktadır.
Zorunlu BES uygulamasının yaygınlaştırılması ve tümüyle zorunlu hale getirilmesi planları ile
kıdem tazminatının fona devredilmesi uygulaması tek paket olarak düzenlenecektir. Emekçilere tek
paketle birden çok kazık atılacak, tasarrufların arttırılması adı altında işçinin kazanımlarına el
konulacaktır.
Kıdem tazminatı hakkı, işçilerin 82 yıllık kazanılmış hakkıdır. Ancak yıllar içerisinde kıdem
tazminatında genişleyen haklar, 1980 Darbesi ile tırpanlanmış ve kıdem tazminatına tavan
uygulaması getirilmiştir.
Şimdi hükümet, geçmişte darbe hükümetlerinin başladığı işi tamamlamak istemekte ve kıdem
tazminatını tümüyle tasfiye etmeye çalışmaktadır.
Kıdem tazminatında, daha önce de gündeme gelen, fon sistemine geçilmesi ile birçok hakkımız
elimizden alınacaktır.
Hak kazanma koşulları zorlaşacak
Medyada, her ne kadar, işçilerin bu düzenleme ile birlikte kıdem tazminatından yararlanmaları
kolaylaşacak deniyorsa da, durum tam tersi olacaktır.
Hükümet yetkililerinin “Mevcut durumda işçilerin oldukça az bir bölümü yararlanıyor” argümanıyla
savundukları yeni kıdem tazminatı düzenlemesi ile işçilerin kıdem tazminatına hak kazanma
koşulları daha da zorlaştırılmaktadır.
Mevcut sistemde askerlik durumunda, kadınların evliliğinden sonra, emekliliği bekleme ve işveren
tarafından işten atılmalarda kıdem tazminatından derhal yararlanabilme olanağı kaldırılacaktır.
İşçiler kıdem tazminatlarının tümünü ise ancak emekli olduklarında çekebileceklerdir. Emekliliğin
mezara ertelendiği ülkemizde, bu durum, işçinin kıdem tazminatına mezarda kavuşması anlamına
gelmektedir.
İş güvencesi olma niteliği ortadan kalkacak
Kıdem tazminatında fon sistemine geçilmesi ile birlikte, bu hakkın işçilerin işten çıkarılmasını
zorlaştırması ve dolayısıyla bir iş güvencesi olarak işlev görmesi durumu ortadan kalkacaktır.

Son açıklanan istatistikler, resmi rakamlara göre işsizlik oranının %14,7’ye yükseldiğini
göstermektedir. İşsizlik bir yılda yaklaşık 4 puan artış göstermiştir. İşsizlerin sayısı resmi olarak 4,7
milyon kişiye yükselmiştir.
Fakat, işsizlerin sayısı gerçekte 7,5 milyonu aşmakta ve gerçek işsizlik oranı %22’ye ulaşmaktadır.
Kriz etkisini iyiden iyiye göstermekte ve faturayı işsiz kalarak emekçiler ödemektedir. Bu koşullar
altında, hükümetin kıdem tazminatını fona devretmesi, işçiler için yeni bir yıkım getirecektir.
Çünkü, kıdem tazminatında fon sistemi ile birlikte, çalışanlarını işte atarken ödeme yapmak
zorunda kalmayacak olan işverenlerin işçiyi işten çıkarması kolaylaşacak, işgücü piyasası daha da
esnekleşecektir.


İşçinin temel hakkı piyasanın insafına bırakılacak


Kıdem tazminatında yeni düzenleme uyarınca toplanan kıdem primleri, kurulan fonlarda toplanarak
piyasanın ve ekonominin ihtiyaçlarına yönlendirilecektir. Zorunlu BES ile entegre edilecek kıdem
tazminatı fonunun, emeklilik sigortası şirketleri tarafından işletilmesi durumunda, çalışanların en
büyük güvencesi olan kıdem tazminatı, emeklilik şirketleri tarafından kıdem tazminatı yatırım
fonları oluşturularak piyasanın konusu haline getirilecektir.
Devlet tarafından işletilen bir fon olursa, özerk bir niteliği olmayacak ve siyasi amaçlar için heba
edilecektir. Konut Edindirme Yardımı, Zorunlu Tasarruf gibi uygulamalar hatırlanacaktır. Bu tür
fonlar, hükümetlerin elinde batık hale gelmiş, buharlaşmıştır.
Yine işsizlerin ihtiyaçları için oluşturulan İşsizlik Sigortası Fonu bugün hükümetlerin yanlış
kararlarıyla, işsizlerden çok işverenler için kullanılan bir fon haline gelmiştir.
Ülkemizde fonların karnesi zayıftır, her biri ya batmış ya da işlevini yerine getirememiştir.
Şimdi, kurulacak kıdem tazminatı fonu ile işçinin en temel hakkı, yıllarca alınteri ile birikim yaptığı
bu kazanımı, piyasa risklerine tabi olacak ve piyasanın insafına terk edilecektir.
Son alınan ücret ile kıdem tazminatının bağı koparılacaktır
Kıdem tazminatı, işveren ve hükümet kesiminin savunduğu gibi işçilere verilen ek bir ödeme olarak
görülemez. Kıdem tazminatı, “ödenmesi sonraya bırakılmış ücret parçası” olarak
değerlendirilmelidir. Bu açıdan kıdem tazminatı, işçinin yıllarca birikmiş emeğinin karşılığıdır ve
ücret hakkından ayrı değerlendirilemez. Dolayısıyla, kıdem tazminatı işverenler için bir yük değil
temel ücret gibi ödenmesi zorunlu bir hak ve yine işçilerin ücret hakkının içerisindeki en temel
kazanımlarından birisidir.
Kıdem tazminatının en önemli işlevlerinden birisi işçinin işten çıkarılması halinde işsiz kaldığı
dönemde aldığı kıdem tazminatı ile geçinmesidir. Bu düzenleme geçtiğinde işçi, işsiz kaldığı
dönemde bir para almayacağı için mağdur olacaktır.
Ayrıca, halihazırda uygulanan kıdem tazminatı sisteminde işçinin bu hakkı, aldığı son ücreti
üzerinden hesaplanmaktadır. Fon sistemine geçildiğinde, son kazanılan ücret ile kıdem tazminatı
arasındaki bağ kopacaktır.
Henüz ayrıntıları kamuoyu ile paylaşılmayan kıdem tazminatı düzenlemesi ile gün sayısının
düşürülmesi de yüksek olasılıkla gündeme gelecektir. Bu durum, işçinin doğrudan hak kaybına
uğraması demektir.
Tüm bu sakıncaları ortada iken, on milyonlarca çalışanı ilgilendirecek böylesi bir düzenlemenin
hiçbir mantıklı gerekçesi olamaz!

Bilindiği üzere, konfederasyonumuz Türk-İş son genel kurulunda, kıdem tazminatı konusunun
genel grev nedeni olduğu yönünde bir karar almıştır. Diğer konfederasyonlar ve birçok sendika da,
bu düzenlemeye tepkilerini şimdiden ortaya koymuştur.
Kıdem tazminatı kırmızı çizgimizdir!
Kıdem tazminatında kırmızı çizgimiz, yalnızca tazminat hesabında kullanılacak gün sayısına ilişkin
değildir. Bu hakkımızın fon adı altında piyasanın insafına bırakılmasına, yararlanma koşullarının
zorlaştırılmasına, ancak emeklilikte yararlanılabilecek bir şekilde düzenlenmesine ve iş güvencesi
niteliğinin ortadan kaldırılmasına da karşı olduğumuzun altını çiziyoruz.
Sendikamız, kıdem tazminatı ile ilgili düzenlemede herhangi bir adım atılması halinde, son kalemiz
olan kıdem tazminatı hakkını sonuna kadar savunacak ve “genel grev” kararının gereğini yerine
getirecektir.
Hükümet, bu düzenlemeyi derhal gündeminden düşürmelidir. Kriz koşullarında emeğin haklarının
tırpanlaması ve bu yolla sermayeye kaynak aktarılması planlarından vazgeçilmelidir.
Tüm konfederasyon, sendika ve emek örgütlerini, kıdem tazminatı hakkını savunmak için ortak bir
mücadele hattı örmeye ve bir eylem programı ilan etmeye çağırıyoruz. İşçi sınıfının bugün hiç
olmadığı kadar dayanışmaya ve birliğe ihtiyacı bulunmaktadır.
Kıdem tazminatı hakkımızı sonuna kadar savunmak zorundayız, savunacağız!
Kamuoyuna saygıyla duyurulur,

YORUM EKLE