Bu nasıl hayasızlıktır!

Kötü haberler duymak, yazmak bizler için o kadar zor ki. Gazetecilik belki de birçok insana göre kolay bir meslek imajı verebilir, ne yazık ki o kadar kolay değil. Vicdanınızın, merhametinizin, kalbinizin ve hatta aklınızın bir olaya, bir görüntüye, bir acıya, bir annenin babanın haykırışlarına kulak verince lanet ediyorsunuz, yaşanan tüm kötülüklere.

Küçücük bir kız çocuğu cinsel istismara uğruyor. Onun çığlığı olmak, onun sesi olmak, onun söyleyemediklerini söylemek bizlere düşüyor. Ne yazık ki gerekli tepki gösterilmiyor, ‘Lanetliyoruz’ denince hiç kimse lanetlenmiyor, artık gerekli olan ne varsa yapılmalıdır, hiçbir çocuk, hiçbir kadın bir erkeğin cinsel objesi değildir. Daha gerçekçi ve caydırıcı yaptırımlar gelmedikçe bu olaylar yaşanmaya ve daha da çoğalmaya devam edecektir.

Kimsenin kimseye güveninin olmadığı bir ülke haline geliyoruz, huzur ve refah ortamı yok, adalet yerini bulmuyor. Memleket bizim memleketimiz, evlat bizim evladımız. Artık buna dur demenin zamanı geldi de geçiyor. Neden susuyoruz?

Gerekli merciler gerekeni yapmadığı sürece korksunlar! Sonuçta ahlaksızlar kurbanlarının kimin çocuğu olduğunu ayırt etmiyor değil mi?

Daha kaç aile bu korkuyla yaşayacak, kaç evde bir kız çocuğu bir erkeğin cinsel arzularına kurban gidecek. Kaç kız çocuğu için daha sustuğu için ‘’rızası vardı’’ denilecek. Kaç çocuk o acıya dayanamayıp hayattan koparılacak?

Bu nasıl vicdansızlık, sapkınlık, hayasızlıktır…

Eskiden ne güzeldi değil mi?

Yabancı birisi çocuğumuzu sevdi diye kötü düşünmezdik.

Eskiden ne güzeldi, çocuklar dışarıda özgürce oynardı…

Korkusuzca gezerdi, korkusuzca kucaklardı, yabancı dahi olsa herkesi...

Mahalle kültürü vardı eskiden, bir de onları koruyup kollayan mahallenin abileri.

Kötülük ne ara girdi kanımıza.

Çocukluğunu hep korkuyla yaşayacak bireyler yetişecek memlekette,

Çiçekler eskisi gibi güzel açmayacak, hava eskisi gibi güzel kokmayacak…

Parklarda eğlenen bir nesil yetişmeyecek mesela,

Onlar hiçbir zaman çocukluğunu güzel anılarla hatırlamayacak.

Ve hiçbir zaman yalnız başına cesur ve korkusuzca adım atamayacaklar hayata.

YORUM EKLE
YORUMLAR
.
. - 3 hafta Önce

Kezban arslan
Kezban arslan - 1 ay Önce

Böylelerine idam gelsin duyulsun sesimiz

Mr.Felix
Mr.Felix - 1 ay Önce

İki gün idam gelsin diye halk ayaklanır. Sonra başkan çıkar meclis önüme getirsin ben onaylarım der çoğunluğun kendinde olduğunu bilmeden.. Nedense çoğunluk hiç bir işlem yapmaz unutulur gider..

Aradan bir kaç zaman geçtikten sonra tekrar aynı olay olur tekrar idam çığlıkları tekrar aynı döngü..

Programlamada buna kısır döngü derler.

Vesselam.